10 Şubat 2015 Salı

NİĞDE HAYVAN BARINAĞINDAKİ TAVŞANLARIN BİLİNMEYEN AKİBETİ

geçen sene eylül ayında niğde hayvan barınağındaki vahşet ülke çapında dikkat çekti, ilgi gördü v.s.
maalesef her zaman ve her hayvan hakları ihlalinde olduğu gibi bu barınak vahşetinde de sadece kedi köpeğe odaklı "hayvansever" gözler bu barınaktaki köpeklerin durumunu gördü, yalnızca köpeklerle ilgili olumsuz koşullar konuşuldu, bu canların hakkı dört bir koldan arandı v.s. 
mesele şu ki, o barınakta 30-40 civarında TAVŞAN da vardı. epey ilginç olan bu durum az sayıdaki, çoğu benim çevremden oluşan gerçek hayvanseverler tarafından farkedildi ve şahsıma iletildi. soruna yönelik çözüm yolları arandı. 
özetle, durum şundan ibaret: 23.09.14 tarihinde sosyal ağlarda bir yakın arkadaşım barınak vahşetiyle ilgili fotolardan oluşan albümü incelerken, onlarca fotonun içinde bir adet foto farkediyor, çok sayıda tavşanın bu vahşet barınağında bir padokta beklerken görüntülendiği. bu tavşanlarla ilgili araştırma yapıyor, barınak yetkilileri tarafından bu canların niğde kent ormanından geldiği, daha sonra tekrar buraya bırakılacağı, ekim ayında ise bu tavşanların niğde kent ormanına bırakıldığı bildiriliyor, devamında eğlence merkezi niteliğinde işletilmekte olan bu niğde kent ormanı isimli mesire alanına giden arkadaşlar bir tavşana bile rastlamıyor bu kent ormanında. bu durumda sorulan soru şu: bu tavşanlar nerede? 
altta yerel hayvan koruma görevlisi arkadaşımın bimer aracılığıyla bu zavallı tavşanların meçhul akibetinin öğrenilmesi ve bilgi verilmesi için başvuruda bulunduğuna ve kendisine bugün itibariyle iletilen yanıta ilişkin görüntüler ve arkadaşımın isteği üzerine hayvansever arkadaşlar tarafından, tavşanların barınaktayken çekilen çok sayıda fotosu yer almakta. 

1. tavşancanların eylül ayında, niğde barınağı vahşetinin ortaya çıktığı sırada bu barınakta olduğunu gösterir çok sayıda foto eylül 2014 tarihinde çekilmiştir:






2. yerel hayvan koruma görevlisi arkadaşımın bimer aracılığıyla bu tavşanların akibetini öğrenmek için yaptığı şikayet başvurusu:



3. bu da belediye tarafından bimer aracılığıyla sözkonusu bu başvuruya yanıt olarak, bugün itibariyle gönderilmiş olan, başvurunun içeriği ile alakasız, anlamsız, bu canların akibeti ile ilgili endişelerimizin artmasına sebep olan bir tuhaf açıklaması: 



4. bu da arkadaşın bimer başvurusuna yönelik sürece dair bilgiler:



5. Niğde Orman ve Su İşleri Şube Müdürlüğünden gelen yanıt da yayına eklenmiştir.


sonuç itibariyle, belediyeden gelen yanıttan da anlaşılacağı üzere eylül 2014 civarında bu barınakta bulunduğu farkedilen, 30-40 adet tavşan ortada yok, belediye tarafından hayvanseverlere sözlü olarak, ekim ayında kent ormanına bırakıldığı belirtilmekte ancak ocak ayı itibariyle bu kent ormanı ismi altında işletilen parka gidip kontrol eden hayvanseverler tarafından bir adet bile tavşana denk gelinmemektedir. 

kedi/köpektaparlardan olmayan, tüm hayvanların hakkını savunan gerçek hayvanseverlere, bimer aracılığıyla yukarıda yer alan şikayet metninin gönderilmesini ve bu tavşanların akibetinin herkes tarafından takip edilmesini önermekteyim. biz de yarın itibariyle niğde orman ve su işleri müdürlüğünü aramak suretiyle bu canların akibetini araştırmaya devam edeceğiz.

BİMER'E ŞİKAYET siteye gidin, yukarıda yer alan şikayet metninden yararlanarak bu konuya yönelik bireysel şikayetinizi yapın. 

30 Ocak 2015 Cuma

genel kültür

edebiyatı çok seviyor olmam hasebiyle, özellikle nobel ödüllü (ödülü siyasi görüşleri ile değil, gerçekten eserleriyle hakederek alanlar dahil, diğerleri hariç, örn. orhan pamuk - nobel ödül tarihinin en haksız ödül sahibi) yazarların hikayelerini epey beğenerek okumakta ve herkesin okumasını istemekteyim. maalesef türkiye gibi gerçek edebiyata önem verilmeyen bir ülkede nobel ödüllü çok sayıda yazarın eserlerinin türkçeye kazandırılmamış olduğunu farketmiş bulundum uzun bir süre önce. ben de değerli yazar luigi pirandello'nun bir hikayesini ilk kez türkçeye azericesinden gönüllü surette çevirerek kazandırmış oldum bundan 1,5 sene önce. azerbaycan'da bu değerli yazarın tüm kitapları hem oyunlar, hem de hikayeleri çevrilmiş ve yayınlanmıştır, azerbaycan'da edebiyata çok önem verilir. hikaye linkte okunabilir, okutturulabilir: LUİGİ PİRANDELLO - SES
buna ek olarak, söz konusu yazarın türkçeye kazandırılmamış 15 kitapta 15'er olmak üzere toplam 225 hikayesinin ya gönüllü yada profesyonel olarak türkçeye kazandırılmasını önerdim hem buradan, hem de ekşisözlük'ten italyanca bilen herkese. bu sene bu güzel haberi almış olduğuma epey sevindim bu yüzden, aylak adam yayınlarından siyah şal adıyla değerli yazarın ilk hikaye kitabı çıkmış oldu bu sene.
umarım devamı gelir, tüm hikaye kitapları çevrilir ve yayınlanır türkiye'de.
"siyah şal" isimli bu kitabı herkese öneririm, bu önemli yazarın hikayeleri ile de tanışmak, bu derinliği yakalamak, gerçek edebiyata gark olmak için. mutlaka satın alıp okuyun, güzel bir kitap. oyunlarına aşina olanların hikayelerini de beğenerek okuyacağından eminim.

film olarak epey uzun bir süre önce izlediğim norveç sinemasının güzel örneklerinden Den brysomme mannen ve yakın zamanda izlediğim japon sinemasının muhteşem örneklerinden joze to tara to sakana tachi'yi öneririm. kore ve japon sineması, iran ve bağımsız avrupa sinemasını beğenmekte ve takip etmekteyim.

müzik olarak son dönemde massive attack dinliyorum sıklıkla, diğerlerinin yanısıra.

özellikle soundtrack'ler çok ilgimi çekiyor, mesleki veya sosyal sorumluluk çalışmalarımda sürekli dinlediğim, konsantre olmamı sağlayan çok sayıda film ve dizi soundtrack'i mevcut.
oldboy, dexter, nip/tuck gibi...

en beğendiğim diziler listesi de bu şekilde, sırasıyla:

nip/tuck
dexter
desperate housewives
gilmore girls
hannibal
scrubs