18 Haziran 2012 Pazartesi

Ömür Gedik

haçiko diye bir dernek kuran, önceleri şarkıcılıkta gözü olmadığını, çalışmalarının sadece hayvanlar yararına satılacak olan bir kasetten ibaret olduğunu ısrarla vurgulamasına rağmen, gün geçtikçe şarkıcılık hevesinin kalıcı olduğunu gördüğümüz, çalışmalarını ve kendisini samimi bulmadığım insan.
"türkiye'de hayvan hakları hususunda herhangi bir derneği, federasyonu, vakfı, kurum ve kuruluşu etkin bulmadığım için (aktif ve bağımsız olarak faaliyet gösteren bir hayvan hakları savunucusuysanız, bu saydıklarımın hayvan haklarının iyileştirilmesinde çok faydalı olmadıklarını yakinen biliyorsunuz demektir) bu dernekle de haliyle ilgilenmedim.
uzunca süre önce bir yerde x boya markası ile bu derneğin işbirliği içinde girdiğini, sloganlarının da "renkli barınaklar" olduğunu okuyunca tekrar bu derneği hatırlamış oldum. bu vesileyle işbu entryyi girerek, "öncelikler" denen çok önemli ve vazgeçilmez kavramı hatırlatmak istedim.
bir çok kez belirttiğim üzere il çevre ve orman müdürlüğü - yeni adıyla il orman ve su işleri müdürlüğüne bağlı resmi ve gönüllü hayvan korumacı olan yerel hayvan koruma görevlisi annemle birlikte hayvan hakları için ailecek çalışmaktayız. bu çalışmalar kapsamında özellikle sanayi bölgelerindeki aç susuz, eziyet gören, akıl almaz işkencelere maruz kalan sahipsiz hayvanları haftada bir kaç kez bu bölgelere giderek beslemekte ve daha fazla üreyip daha fazla eziyete maruz kalmasınlar diye belediyenin yapması gereken işlemleri kendimiz yaparak kısırlaştırmaktayız (tamamen kendi olanaklarımızla).
bu hususu belirtme nedenim şu: ankara kışının buz gibi soğuk günlerinden birinde bu bölgelerde bu sahipsiz hayvanları kontrol edip bir taraftan mama dağıtırken, uçuk dökük, oldukça kötü durumda, çöplük olarak kullanılan bir arsada bir kaç gün önce doğurduğu on yavrusuyla çaresizce yatmakta olan, aç susuz bir köpek farkettik. çok kötü durumdalardı, biz o gün oraya gitmemiş olsak (ki, bu köpeklerin ve diğerlerinin kurtarılmasında yalnızca bir vesile olduğumuza inanmaktayız) bu yavrucaklar donarak ölecekti. tabi, bu hususta sorumluluklarını yerine getirmeyerek, kendilerine ayrılan hatırı sayılır bütçeden kısırlaştırma, rehabilite ve besleme görevlerini yerine getirmeyen belediyelerin ağır kusurla bu zavallı hayvancıkların ölümlerine sebebiyet vermelerini de dikkate almak lazım.
her neyse, bu yavrucakları ve anne köpeği belediye ekiplerine oradan aldırdık, daha bir kaç yavru ve yetişkin köpeği de bin bir türlü zahmetle aldırdık, kısırlaştırılmak ve rehabilite edilmek üzere yeni açılmış bir bakımevine gönderdik - işlemlerden sonra tekrar geri gönderilmek üzere.
bir kaç gün sonra, her zamanki gibi söz konusu bu bakımevine giderek köpeklerin akibetini takip ettik.
gittiğimizde bu yeni açılan barınağın çok feci durumda olduğunu gördük. köpeklere henüz! bir kısırlaştırma işlemi yapılmamış, çünkü bu barınakta kısırlaştırma yapmak için ilaç ve alet edevat yokmuş!!!
çok sayıda yavru ve yetişkin köpeğin önünde mama ve su kapları ve de doğal olarak mama ve su yoktu.
bu durumu görünce çok kızdık, tekrar büyük yavruları aracımıza alarak başka bir veterinerliğe götürüp iç dış parazitlerini yaptırdık, biraz daha büyüyünce her zamanki gibi kendi olanağımızla kısırlaştırılmak üzere, takiplerini yapabildiğimiz bir yere bıraktık.
yani demem o ki, öncelik diye bir kavram işte burada devreye giriyor.
barınakların içindeki canlar açlıktan, susuzluktan, hastalıktan ölmek üzereyken, renkli bir barınak içinde ölüyor olmaları o canlar adına bir anlam ifade etmiyor.
el kadar on yavrusuyla buz gibi soğuk beton ve demirden oluşan hücresinde aç susuz yatmakta olan çaresiz anne köpek için o hücrenin parmaklıklarının rengarenk, allı güllü olmasının hiç bir anlamı yok.
önce bu barınaklara yiyecek, ilaç, alet edevat yardımının yapılması gerekiyor. önceliklerin bu olması gerekiyor. ne zamanki tüm barınaklardaki canlar açlıktan ve susuzluktan ölmez, hastalığın pençesinde kıvranarak can vermez, kısırlaştırma ve rehabilite işlemleri tam ve gerektiği gibi yapılır, üremeler kontrol altına alınır, ancak o zaman renkli barınaklardan söz edilebilir, haçiko derneği yetkilileri.
aksi takdirde halihazırda o canlar o barınaklarda açlık, susuzluk ve hastalıktan ölürken, renkli barınaklar reklamdan öteye geçmez.
bir dost edinmek üzere gitmek, ziyaret etmek, mama götürüp dağıtmak veya mama ve ilaç bağışı yapmak için ankara'dan hemen hemen hiç bilinmeyen iki barınak örneği: macunköy barınağı ve sincan hayvan barınağı,"
haçiko başlığındaki entrymden alıntıdır.
ayrıca, (bkz: bitlis hayvan barınağı), (bkz: mühye hayvan barınağı), (bkz: edirne hayvan barınağı),
özellikle 3000 civarında canın yaşama tutunmaya çalıştığı (bkz: gölbaşı hayvan barınağı)


HAYVAN SAHİPLERİNİN KISIRLAŞTIRMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ





hayvanları koruma kanununda ve bu kanunun uygulama yönetmeliğinin 10. ve 12. maddelerinde düzenlenmiştir. hayvan sahiplerinin hayvanlarını kısırlaştırma yükümlülüğü maalesef önemine rağmen hayvan hakları savunucuları arasında bile az bilinen bir husustur.
bilindiği üzere uygulama yönetmelikleri kanunları uygulayacak olanlara ve ilgililerine kanunları nasıl uygulayacaklarını göstermek üzere düzenlenir. 12.05.06 tarihli hayvanların korunmasına dair uygulama yönetmeliği de yine 5199 sayılı kanunun uygulanmasını kolaylaştırmak ve sağlamak üzere çıkarılmıştır ve bağlayıcıdır.
hayvan hakları savunucularının mutlaka hayvan hakları mevzuatını en az bir kez okuması gerektiğini, böylece sadece toplum tarafından değil, bu mevzuatı uygulamakla görevli yetkililerce bile yeterince bilinmediği için uygulama alanı bulamayan bu kanun, yönetmelik, genelge v.s. gibi hukuki metinleri uygulatarak canları daha iyi ve yasal zeminde, hukuki dayanaklarıyla savuna ve koruyabileceklerdir.
h.k.k.u.y. madde 10 ve 12'yi sadece hayvan hakları savunucuları değil, hayvan sahibi herkesin okuması ve görev, sorumluluk ve yükümlülüklerini öğrenmesi gerekmektedir, bu nedenle şimdi bu maddelerin tamamını eklemeyeceğim, sadece benim için en önemli unsuruna değineceğim.
bu husus da şudur: uyg.yön. madde 10/ç bendi:(1) ev ve süs hayvanı veya kontrollü hayvanı bulunduranlar ile yeni hayvan sahiplenecekler; ç) kontrolsüz üremeyi önlemek amacıyla, toplu yaşanan yerlerde beslenen ve barındırılan kedi ve köpeklerin kısırlaştırılmasıyla, hayvanını yavrulatmak istemesi halinde doğacak yavruları belediyeye bildirerek kayıt altına aldırmak suretiyle bakmak ve/veya dağıtımını yapmakla görevli ve sorumludur.
yine aynı hüküm h.k.k.u.y. madde 12-de tekrar öngörülmüştür, buna göre: madde 12 – (1) ev ve süs hayvanı ile kontrollü hayvanı bulunduran veya yeni hayvan sahipleneceklerde aşağıdaki şartlar aranır:
c) sahipli hayvanlarda kısırlaştırma esastır. hayvan sahipleri, hayvanlarını yavrulatmak istemesi halinde doğacak yavruları belediyeye bildirerek kayıt altına aldırmak suretiyle bakar ve/veya dağıtımını yapar.

görüldüğü üzere, mevzuat evcil veya kontrollü hayvan sahiplerinin "ne de olsa kendi hayvanım, isterim kısırlaştırırım, isterim kısırlaştırmam, üretip üretip satarım, para kazanırım" yada "aman, kısırlaştırmaya karşıyım ben, onun doğal hakkı üremek, ben kısırlaştırmam hayvanımı, çiftleşsin gönlü istediği gibi" diye düşünerek kedi ve köpeklerini, tavşan ve hamsterlarını çiftleştirip üretmesine, devamında da ya satarak para kazanmasına yada genellikle olduğu gibi sokağa terk etmesine müsaade etmemiştir. bu o kadar önemli bir husus ki, mevzuat tam iki maddede bu hususu hükme bağlayarak evcil ve kontrollü hayvan sahiplerine bu apaçık yükümlülüğü getirmiştir.
buna göre, kontrolsüz üreme sorununun karşısı, her hayvan sahibinin bu mevzuatın açık hükmüne uygun davranarak kendi evcilini kısırlaştırması ile büyük ölçüde alınabilecektir. zira, hem sokaklar, hem de barınaklar kendi hayvanını, hayvanının yavrularını terk eden sorumsuzlar yüzünden bu tür hayvanlarla tıka basa doludur.
madde 10/ç bendi, madde 12/c bendinin ev ve süs ve de kontrollü hayvan sahiplerine yüklediği bu görev ve sorumluluğun mutlaka yerine getirilmesi gerekmektedir, getirilmemesi halinde il orman ve su işleri müdürlüğü tarafından bu tür hayvan sahiplerine hukuka aykırılıktan ilgili yaptırım - idari para cezası uygulanacaktır.
özetle, her hayvan sahibi hayvanını kısırlaştırmalıdır, kısırlaştırmaması, çiftleştirmesi halinde ise bu yavruların sorumluluğu alarak ya bakması yada mutlaka sahiplendirmesi gerekecektir. sokağa atarak, barınağa terk ederek canlara eziyet etmek ve de zaten oldukça yoğun olan sahipsiz sokak hayvanlarının sayısını artırmak bu uygulama yönetmeliği ile yasaklanmıştır.


                                                    *******

ÖNEMLİ: KENDİ HAYVANINI ÜRETEREK SATANLARA, BU ŞEKİLDE CANLARIN SIRTINDAN TİCARİ KAZANÇ ELDE EDENLERE KARŞI ŞİKAYET YOLUNA GİDİLİR.
KENDİ HAYVANI ÜRETEREK YAVRULARINI SATANLARA KARŞI ŞİKAYET DİLEKÇESİ - TAKİP EDİLECEK HUKUKİ YOL
detaylar linkte yer almaktadır. bu tür hayvan hakları ihlallerinde takip edilecek olan hukuki yol, olaya uyarlanacak şikayet dilekçesi ve diğer detaylar için linke tıklayın.