12 Haziran 2012 Salı

5 temmuz 2012 ufuk günaydın onuncu duruşması

değişen herhangi bir durum sözkonusu olmadığından 8. duruşması için yazdığım entry'yi alıntılayarak tanımladığım duruşma.
bilindiği üzere 17 mayıs - 8. duruşma hakimin mutat hale gelen rahatsızlığı gereği yine ertelenmişti 24 mayısa. 24 mayıs'ta 9. duruşma görülmüş ve 5 temmuz'a, vahşice öldürülen "kedi yamuk'un belirlenen değerinin ödenip ödenmeyeceği "izmir'de - eğitimi"ne devam etmesine rağmen duruşmalarda hazır bulunmaya tenezzül etmeyen- ufuk günaydın'a sorulsun" şeklinde bir gerekçeyle ertelenmişti.

"09.10.10 tarihinde vuku bulan kedi yamuk'un işkence edilerek öldürülmesi olayının üzerinden 1,5 yıl geçmesine rağmen sürekli ertelenmesi hasebiyle neticelendirilemeyen davanın "son diyelim son olsun" mantığıyla inşallah son duruşması.

sırf bu 1,5 yılda bize göre tüm canlıları katletmiş gibi olan bu suçun, t.c.k. kapsamında karşılığı "nas-ı ızrar"* olduğundan basit bir mala zarar verilmesi suçunu oluşturması hasebiyle, bu kadar yine bize göre önemli, mevzuata göre "basit" davanın en iyi ihtimalle 8 duruşmada sonuçlandırılacağı göz önüne alındığında, yeni yapılacak yargı düzenlemesiyle, hakimlerin sonuçlandırdıkları dava sayısına göre yani nitelikten ziyade niceliğe göre derece artışına tabi tutulacaklarına yönelik yeni yasama faaliyetlerini desteklemekteyim.

çünkü, hakimlerin terfi değerlendirmesinde dikkate alınacak unsur bitirdikleri, sonuçlandırdıkları dava sayısı olduğunda, bu tür bir mala zarar davasının 8 duruşmaya yayılması söz konusu olmayacak, geciken adalet adalet değildir sözü gereği, adalet daha hızlı tecelli edecek, adil yargılama ilkesinin ihlali nedeniyle türkiye'nin sicili aihm-de kabarmayacak, en son üzücü olayda olduğu gibi sivas katliamının beş sanığı türünden sanıklar zamanaşımından yararlanmayacak, tutukluluk süreleri kısalacak, özetle yargılama daha hızlı ve efektif olarak gerçekleşecektir.
kedi yamuk'un kaldırımlardan akan kanı 1,5 yıldır yerde kalmayacak, hakimler mala zarar davasını 8 duruşmaya yaymayacak, sıklıkla "uf" olmayacak, "ne de olsa ertelerim" düşüncesiyle dosyayı okumadan duruşmaya gelmeyecek, bu davanın 4. duruşmasında olduğu gibi "yamuk kim?" gibi hayvan hakları savunucularının kalbini acıtan o soruyu sormayacaktır.
nicelik önemli, ama türkiye gibi uzun yargılamaların söz konusu olduğu, insan ve hayvan haklarını ihlal ettiği gerçeği dikkate alındığında, hakimleri ellerindeki dosyaları hızlıca eritmeye yönlendirerek tedbirler almak son derece zaruri olmaktadır.
tabi, bu durumun istisnaları da vardır. ankara adliyesinde bir savcı tarafıma iki çuval göstererek, "süre yetmiyor, dosyaları hızlı bitirmek için hafta içinde küçük boy çuvalla, hafta sonu büyük boy çuvalla eve dosya taşıyor, evde de çalışıyorum" demişti. bu tür görevini layıkıyla insan azmini aşacak şekilde yerine getirenler de var, ama 4. duruşmada "yamuk kim" diye soracak kadar dosyayı okumamış olanlar da.
hakim ve savcı sayısının artırılması da yine önemli tedbirlerden olacaktır bu hususta."

YENİ HAYVANLARI KORUMA YASASI TASARISINA HAYIR - 3. Yazı

sayesinde yıllardır savunduğum hayvanları koruma kanununun tck'ya alınması şeklinde düşüncemden vazgeçmemi sağlamış ölüm yasası tasarısı.
malum olduğu üzere sahipli hayvanlara yönelik eylemler t.c.k. madde 151, fıkra 2 kapsamında "sahipli hayvana zarar verilmesi" şeklinde değerlendirilerek mühakime edilmektedir. sahipsiz hayvanlara yönelik her türlü eylem ise kabahatler kanunu kapsamında yer alan hayvanları koruma kanunu kapsamında değerlendirilmekte ve idari para cezasına tabi tutulmaktadır.
2007 tarihinden itibaren hayvan hakları ve hukuk çerçevesinde çalışmalar yapan bir hukukçu olarak 2004 tarihli h.k.k.'nun sahipsiz hayvanları korumada yetersiz kaldığını savunmuş ve evleviyetle bu kanunun tamamen bir bütün olarak t.c.k. kapsamına alınması gerektiğini belirtmiştim. (bkz: hayvanları koruma kanununun tck'ya alınması)
baskılar sonucunda hükümet yetkilileri - veysel eroğlu bir değişiklik tasarısı hazırlatmış ve hayvan hakları savunucuları olarak bu tasarıyı görünce, h.k.k.'nu ölüm yasası haline getireceğinden dehşete düşmüştük, ki halen dehşet içindeyiz, bu tasarının yürürlüğe girmemesi için (bkz: yeni hayvanları koruma yasa tasarısına hayır)
hayvan hakları savunucusu bir hukukçu olarak kalbinde hayvan sevgisi olmayanların hayvan haklarına yönelik tasarıyı hazırlarken gerçek hayvan hakları savunucusu ve hukukçulara müracaat etmeden, kalplerindeki sevgisizlikten yararlanarak tabi ki, hayvanlar yararına değil hayvanların zararına bir yasa tasarlayacaklarını öngöremediğim için, böyle bir değişikiliğin yapılması yönünde baskıda bulunmaktan ötürü son derece üzgünüm.
hayvan sevgisine sahip olmayanların hayvanlar lehine değişiklik yapmayacağını öngörerek, artık halihazırdaki h.k.k. kanununun aynen korunması gerektiğini düşünmekteyim, zira yeni yasa tasarısı bu yetersiz h.k.k.'daki hakları da hayvanlardan çekip almakta, adeta bir ölüm hükmü yasası olmaktadır.
gerçek hayvan sevgisine sahip insanlar tarafından hazırlanmadığı sürece yeni bir değişikliğe karşıyım bundan böyle.
bir hukukçu olarak önerim şu: 5199 s.k. (h.k.k.) aynen kalsın, değiştirilmesin, tc.k. md. 151 hükmü sahipli hayvanlarla birlikte sahipsiz hayvanlara da şamil edilsin.
yani, halihazırdaki yasa tasarısında tek olumlu hüküm sahipsiz hayvanlara yönelik tecavüz, öldürme ve işkence eylemlerinin artık idari para cezası ile değil, hapis cezası ile mühakime edileceğidir. buna göre, bu tür suçlar için 1 yıla kadar hapis cezası öngörülmekte, bu suçun dernekler, yerel hayvan koruma görevlileri gibi hayvanlarla ilgili insanlar tarafından işlenmesi halinde iki katına hükmedileceği belirtilmektedir.
yeni yasa tasarısında tek olumlu hüküm bu (ki bu da yetersiz biz, en az üç yıllık bir hapis cezası talep etmekteyiz bu tür suçlara yönelik), yasa tasarısının geri kalanı tamamen hayvanlar aleyhine olduğundan bür bük çöpe at.

t.c.k. m.151, f. 2-de öngörülen suç tanımında sahipli kelimesinin kaldırılması yeterlidir. bu durumda ilgili madde hükmü hem sahipli, hem de sahipsiz hayvanlara yönelik uygulanacaktır.